2019 Ağustos ayında blog hazırlayayım dedim ve ilk postumu paylaştım. Vee bum! Yine süreklilik konusunda bir sıkıntı yaşadım. Motivasyonumu düşüren etmenlerden uzaklaşmak gerekiyordu galiba.

Öncelikle bu post yeni yıla girerken kendime koyduğum hedefleri paylaşma yazısı olmasa da 2020’nin ilk ayında benim için büyük bir değişiklik kararı verdim. Araç haberleşmesi ve akustik ses sistemleri üzerine çalıştığım savunma sanayi şirketinden ayrılarak, kendini dijital ticaret partneri olarak tanımlayan Inveon‘a katıldım.

‘Before After’ yapmak gerekirse önceden Linux kullanıyordum, artık Windows kullanacağım. Önceden C/C++ kodlarken artık C#/.NET MVC kodlayacağım. Özgür Yazılım destekçisi olarak mı Microsoft karşıtı olduğum yoksa bilmediğim bir dünya olduğu için mi karşıt olduğumu deneyerek görmek istedim ve ‘Embedded Software Developer’ iken artık ‘Backend Developer’ olarak çalışıyorum.

Inveon’u tanıtarak devam etmek gerekirse, girişimcilik dünyasına ilgisi olanların tanıyacağı bir isim olan Yomi Kastro‘nun, Emir Alkaş‘ın ve Moris Kastro‘nun kurucuları olduğu Inveon, Türkiye’nin e-ticaret teknolojilerine odaklı ilk ARGE merkezi ünvanını elinde bulunduruyor. 2020 yılında ekibi yaklaşık iki kat büyütmeyi hedefliyor. Aynı zamanda işe alım süreci alışıla gelmiş olanın dışında hızlı ve verimli geçiyor diyebilirim. Referanslarım Sinem Hoca’ya ve Mert’e teşekkürlerimi de bu post aracılığıyla tekrar iletmiş olayım.

Başvuru süreci hakkında fikir vermek gerekirse, kariyer sayfası‘ndan CV’nizi ilettikten sonra (Not: İlanları bu posttan gördüyseniz açıklama olarak belirtebilirsiniz.) olumlu değerlendirilmesi durumunda İnsan Kaynakları mülakat yaptıktan sonra - eğer yazılım geliştirici olarak başvurduysanız- görev çalışması iletiliyor. Bu görev çalışmasını teknik mülakat, partner görüşmesi ve referans araştırması takip ediyor. Aslında başvuru sürecinin hızlı ve verimli yönetilmesi birden çok değil de bir aşamada görüşülmüş ve anlaşılmış hissi yaratıyor. Ocak ayında Han Spaces Levent’e taşınmalarını ise merkezi bir konumda ulaşılabilir olmasının dışında Han projesinin tamamlanmasının ardından çok güzel etkinliklerin habercisi olarak görüyorum.

İşe alındıktan sonra ilk şaşırdığım ve beğendiğim aksiyon şirketin tüm departmanları haftalık toplantılarda herkesi şirketin durumu hakkında güncel tutacak şekilde kısa ve öz açıklamalar yapıyor. Sahneye çıkartılıp, süpriz bir soru cevaplayacağımı öğrenince biraz gerilmiş olsam da oryantasyon programında ilk kez uygulanmaya başlayan “Welcome on Board Inveonee” defterinin gelmesiyle her gün o sahneye çıktığım da insanların bu ilk tanışmayı kulak ardı etmediklerini gördüm. Defter Panini’nin futbol topu hediyeli etiket kitapçığından ilham alınarak hazırlanmış, yanına sohbet açacak soru kartları eklenmiş ve şirketteki departmanlara göre ayrılmıştı. Durduk yere “Merhaba, ben aranıza yeni katıldım.” demediğimiz için bir bahane vesilesiyle şirketin %90’ı ile tanışabildim. Hotdesk adı verilen uygulama ile kendinize ait bir masanız olmadığı için her gün farklı yerde oturuyorsunuz. Hem elinizdeki kaynakları verimli kullanırken hem çalışanların hareketli kalmalarını sağlıyorsunuz. Lisede benzeri bir uygulamayla okuduğumuz için garipsemediğim belki de nostaljik bulduğum bir uygulama olmuş. “Şakalanma” adı verilen, ekran kilidinin önemini anlatan, genç ve dinamik ekipten çıkan şakalara dikkat etmekte ise fayda var. :)

Başvurular için: Merve Köroğlu‘na da mail atabilirsiniz.

Yazmayı bilen biri olmadığım için artık her fırsatta, herhangi bir bahane ile yazmaya niyetliyim, sizler için araştırıp yazılar da hazırlayabilirim.